Yükünç Ailemizin Dikkatine!

Yükünç Ailemizin Dikkatine!

2016 yılının Eylül ayından bu yana ayda bir kez Ankara ve İstanbul’da gerçekleştirmiş olduğumuz “Ermişlerin Sohbet Halkası/Gizli Hazinenin Peşindeki Sohbetler” ile “Simya Bilgeliği ve Astroloji” eğitimlerimizin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Daha evvel ki aylarda katılamamış olsanız dahi, içinde gizemin gizemini yaşama arzusu olan herkese açık bir programdır. Yükünç ailesi olarak katılmanızı çok arzuluyoruz.

2016-17 Eğitim programımızın kapanışını lütfen kaçırmayın. Salonda olacak olan program bir bütün olup, lütfen vaktinde geliniz. Ayrıca ramazan ayına girmemiz nedeniyle iki ayrı günde Ankara ve İstanbul’da eğitim sonunda iftar yemeği verilecektir. Sadece iftara katılmak isterseniz Saat: 20.00 ile 20.30 arası restorana gelebilirsiniz.

Yer ayırtmak gerekmektedir:

Ankara için 2 Haziran, İstanbul için 9 Haziran’a kadar bizi 0530 977 51 77 No’lu telefondan arayabilir veya yukunc.istanbul@gmail.com adresine e-mail göndererek yerinizi ayırt ettiriniz.

Bilgilendirme:

Eğitim ve iftar yemeği tek ücrettir. Tüm öğretiler, uygulamalar ve iftar yemeği dâhil 75 TL’dir.

 

Tarih ve Adres: 

03 Haziran Cumartesi, Ankara  / Doğa Residence Otel

Sağlık Mahallesi, Ataç-1 Sok. No:11, 06410 Çankaya/Ankara

Lütfen dikkat! Toplantı yeri Doğa Residence Otel’de, Sıhhıye’deki Sağlık Bakanlığına yakın bir yerdedir.

11 Haziran Pazar, İstanbul / Yükünç Vakfı

Çukur Mah. Cezayirli Hasan Paşa Sok. No.3 Beyoğlu/İstanbul

 

Lütfen daha ayrıntılı bilgi için www.yukunc.org.tr sitemizi ziyaret ediniz.

 

EĞİTİM AÇIKLAMALARI

SİM-YA BİLGELİĞİ VE ASTROLOJİ

Sim-ya bilgeliği, Arapça al-kîmîyâ, Latince alchemy olarak bilinen altın yapma ilmidir. Atalarımız bu bilgeliğe ayrıca Raça Saştr adını da vermişler. Bu sözcüklerin kökü, Uygur ve Akad Bra-Türkçe’lerine uzanır. “Sim”, kadim Uygur dilinde hem element hem de melek/meleke demektir; “ya” sözcüğü ise güç üreten, enerji ortaya çıkaran araç anlamına gelir. Bu sözcükler uzun bir tarih içinde Akad Bra-Türklerinin aracılığıyla, Arapça’ya önce sim-ya, sonra al-kimya olarak geçmiş.

Hint kültürü de aynı bilgeliği ile Uygur bölgesinden göç eden Aryanlar aracılığı ile öğrenip, ağır metallerden ilaç yapma işleminde kullanmışlar ve halende kullanmaktadırlar. Bratürkçe’nin Raça Şastr terimi Sanskritçe’de rasa sāstra olarak isimlendirilmiş. Hindistan’ın atom bombasını yapabilmesi de bu bilgeliği canlı tutabilmeleri ile ilgilidir.

Simya bilgeliğinde hem fizik hem de süzüg simler (element ve melekler) aracılığıyla dönüşüm (uruglanma, tranformasyon) söz konusudur. Yani, Hz. İnayet Han’ın söylediği gibi 2 çeşit altın vardır: Biri dışarıda bulunan altın, diğeri ise kadim simyacıların üzerinde çalıştığı altın. Mutluluğu arayan her ruh için de durum böyledir. Ya mutluluk kaynağını dışarıda arar, ya da eski dönem simyacıları gibi mutluluğu kendi içinde yaratır. Böylece, tıpkı bir simyacının kurşunu altına döndürmesi gibi, kişiliğini ve kalbini temizleyip saflaştırarak fizik ve süzüg bedenini Allah’ın tapınağı olmaya daha uygun bir hale getirir. Bu şekilde o kalpten artık ilahi ışık yansımaya başlar. Dışarıda altın bulmak yerine, kişinin kendisi altın haline gelir ki bu dünyanın altınından çok daha değerlidir.

Simya ilminde ilk altı aşama daha evvel anlatılmış olup, Küçük Gizem ve Büyük Gizem uygulamaları yapılmıştır. Son ders olan Gizemin Gizemi eğitimi herkese açıktır. Daha evvel katılmış olmak gerekmemektedir.

GİZLİ HAZİNENİN PEŞİNDEKİ SOHBETLER

Bengi suu olan aşk şarabını içebilmek için âşık olmak gerek. Aşkı yaşayabilmek için kalbin dönmesi gerek. Bunun içinde hem Seven, hem de Sevilen olan Tanrı’ya Bir’lik içinde kul olmak gerek. Er olmadan eren, eren olmadan ermiş olamayız. Sevgi içinde yola düşen gerçek Aşkı bulur.

Gökadalar ve Işığın Başmelekleri

“Üstüne bir beden alanların en ulvîsi, tanrısal bir çehre bahşedilmiş saygı değer Prens Hûrakeş, Urkalya Âleminde coşkuyla kıvılcımlıyor. Bazen insan kılığında, bazen güneş olarak, bazen bir takımyıldız, bazen bir sanat eseri ya da simge olarak görünür. Gök küreler üzerine dalanlara nuru yönlendiren O’dur.

Bu gezegen güneşten fışkırmıştır. Prens Hûrakeş’in bedeninden – ayrıca, aralıksız olarak yeni hayatın ortaya çıktığı, gök adalarda patlak veren hayattan ve uzayda yıldız tozu kümelerinden gelmedir. Bedenlerimiz sadece Prens Hûrakeş’in genlerini değil, aynı anda yıldızlar evreninin genlerini de taşıyor. Ancak tasavvur edin – biz âlemlerin aklının, gök adaların mirasçısıyız.”

Yükünç Ailemizin Dikkatine!

2016 yılının Eylül ayından bu yana ayda bir kez Ankara ve İstanbul’da gerçekleştirmiş olduğumuz “Ermişlerin Sohbet Halkası/Gizli Hazinenin Peşindeki Sohbetler” ile “Simya Bilgeliği ve Astroloji” eğitimlerimizin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Daha evvel ki aylarda katılamamış olsanız dahi, içinde gizemin gizemini yaşama arzusu olan herkese açık bir programdır. Yükünç ailesi olarak katılmanızı çok arzuluyoruz.

2016-17 Eğitim programımızın kapanışını lütfen kaçırmayın. Salonda olacak olan program bir bütün olup, lütfen vaktinde geliniz. Ayrıca ramazan ayına girmemiz nedeniyle iki ayrı günde Ankara ve İstanbul’da eğitim sonunda iftar yemeği verilecektir. Sadece iftara katılmak isterseniz Saat: 20.00 ile 20.30 arası restorana gelebilirsiniz.

Yer ayırtmak gerekmektedir:

Ankara için 2 Haziran, İstanbul için 9 Haziran’a kadar bizi 0530 977 51 77 No’lu telefondan arayabilir veya yukunc.istanbul@gmail.com adresine e-mail göndererek yerinizi ayırt ettiriniz.

Bilgilendirme:

Eğitim ve iftar yemeği tek ücrettir. Tüm öğretiler, uygulamalar ve iftar yemeği dâhil 75 TL’dir.

 

Tarih ve Adres: 

03 Haziran Cumartesi, Ankara  / Doğa Residence Otel

Sağlık Mahallesi, Ataç-1 Sok. No:11, 06410 Çankaya/Ankara

Lütfen dikkat! Toplantı yeri Doğa Residence Otel’de, Sıhhıye’deki Sağlık Bakanlığına yakın bir yerdedir.

11 Haziran Pazar, İstanbul / Yükünç Vakfı

Çukur Mah. Cezayirli Hasan Paşa Sok. No.3 Beyoğlu/İstanbul

 

Lütfen daha ayrıntılı bilgi için www.yukunc.org.tr sitemizi ziyaret ediniz.

 

EĞİTİM AÇIKLAMALARI

SİM-YA BİLGELİĞİ VE ASTROLOJİ

Sim-ya bilgeliği, Arapça al-kîmîyâ, Latince alchemy olarak bilinen altın yapma ilmidir. Atalarımız bu bilgeliğe ayrıca Raça Saştr adını da vermişler. Bu sözcüklerin kökü, Uygur ve Akad Bra-Türkçe’lerine uzanır. “Sim”, kadim Uygur dilinde hem element hem de melek/meleke demektir; “ya” sözcüğü ise güç üreten, enerji ortaya çıkaran araç anlamına gelir. Bu sözcükler uzun bir tarih içinde Akad Bra-Türklerinin aracılığıyla, Arapça’ya önce sim-ya, sonra al-kimya olarak geçmiş.

Hint kültürü de aynı bilgeliği ile Uygur bölgesinden göç eden Aryanlar aracılığı ile öğrenip, ağır metallerden ilaç yapma işleminde kullanmışlar ve halende kullanmaktadırlar. Bratürkçe’nin Raça Şastr terimi Sanskritçe’de rasa sāstra olarak isimlendirilmiş. Hindistan’ın atom bombasını yapabilmesi de bu bilgeliği canlı tutabilmeleri ile ilgilidir.

Simya bilgeliğinde hem fizik hem de süzüg simler (element ve melekler) aracılığıyla dönüşüm (uruglanma, tranformasyon) söz konusudur. Yani, Hz. İnayet Han’ın söylediği gibi 2 çeşit altın vardır: Biri dışarıda bulunan altın, diğeri ise kadim simyacıların üzerinde çalıştığı altın. Mutluluğu arayan her ruh için de durum böyledir. Ya mutluluk kaynağını dışarıda arar, ya da eski dönem simyacıları gibi mutluluğu kendi içinde yaratır. Böylece, tıpkı bir simyacının kurşunu altına döndürmesi gibi, kişiliğini ve kalbini temizleyip saflaştırarak fizik ve süzüg bedenini Allah’ın tapınağı olmaya daha uygun bir hale getirir. Bu şekilde o kalpten artık ilahi ışık yansımaya başlar. Dışarıda altın bulmak yerine, kişinin kendisi altın haline gelir ki bu dünyanın altınından çok daha değerlidir.

Simya ilminde ilk altı aşama daha evvel anlatılmış olup, Küçük Gizem ve Büyük Gizem uygulamaları yapılmıştır. Son ders olan Gizemin Gizemi eğitimi herkese açıktır. Daha evvel katılmış olmak gerekmemektedir.

GİZLİ HAZİNENİN PEŞİNDEKİ SOHBETLER

Bengi suu olan aşk şarabını içebilmek için âşık olmak gerek. Aşkı yaşayabilmek için kalbin dönmesi gerek. Bunun içinde hem Seven, hem de Sevilen olan Tanrı’ya Bir’lik içinde kul olmak gerek. Er olmadan eren, eren olmadan ermiş olamayız. Sevgi içinde yola düşen gerçek Aşkı bulur.

Gökadalar ve Işığın Başmelekleri

“Üstüne bir beden alanların en ulvîsi, tanrısal bir çehre bahşedilmiş saygı değer Prens Hûrakeş, Urkalya Âleminde coşkuyla kıvılcımlıyor. Bazen insan kılığında, bazen güneş olarak, bazen bir takımyıldız, bazen bir sanat eseri ya da simge olarak görünür. Gök küreler üzerine dalanlara nuru yönlendiren O’dur.

Bu gezegen güneşten fışkırmıştır. Prens Hûrakeş’in bedeninden – ayrıca, aralıksız olarak yeni hayatın ortaya çıktığı, gök adalarda patlak veren hayattan ve uzayda yıldız tozu kümelerinden gelmedir. Bedenlerimiz sadece Prens Hûrakeş’in genlerini değil, aynı anda yıldızlar evreninin genlerini de taşıyor. Ancak tasavvur edin – biz âlemlerin aklının, gök adaların mirasçısıyız.”

ilgili haberler