05 Mart Ankara / 12 Mart İstanbul Eğitimlerimiz

10.00 – 10.30     Nefes, Yükünç (Ücretsiz)

10.30 – 12.30     Gizli Hazinenin Peşinde

Sevgi ve Aşk

 

12.30 – 13.30    Yemek Arası

13.30 – 14.00 Nefes, Yükünç (Ücretsiz)

14.00 – 15.30 Simya Bilgeliği ve Astroloji

Kara Kundiz Safhası

 

15.30 – 16.00 Ara

16.00 – 17.00 Simya Bilgeliği ve Astroloji

Kara Kundiz Safhası

 

Bilgilendirmeler:

-Tüm Gün Eğitim Ücreti: 225 TL (Yemek Dâhil)

-Üyelere Kademeli İndirim Miktarı: 25 – 125 TL

-Tek ders katılım ücreti: 150 TL

-“Yükünç – Nefes” eğitimlerimiz ücretsizdir.

 

-Ödeme zorluğu olanlarla iş takası yapılarak ödeme kolaylığı sağlanabilir.

Konu ile ayrıntılı bilgi almak için lütfen Vakfımızı arayınız.

 

GİZLİ HAZİNENİN PEŞİNDEKİ SOHBETLER

2016-17 Eğitim yılı içinde, Hz. İnayet Han’ın öğretilerinin doğrultusunda; Ayda bir Ankara ve İstanbul’da aşağıdaki konuları tek tek sohbet havası ve kadim bilgelik içinde hep birlikte kavramaya çalışacağız. Bu öğreti de Pir Vilayet İnayet Han’ın “Ermişlerin Sohbet Halkası” eserindeki konuları esas alacağız.

Bu sohbetlerde kadim bilgeliğin gizemine ışık tutacağız. Böylece ak ile karanın Bratürk anlayışındaki önemini kavrayacağız. Akın akmadan ak olamayacağını- yani bırakmadan aydın olunamayacağını kavrayacağız. Ardından da kavrulmadan karanlığın içindeki ışığı göremeyeceğimizi fark etmeye başlayacağız.

Aşk şarabını içebilmek için aşık olmak gerek. Aşkı yaşayabilmek için kalbin dönmesi gerek. Bunun içinde hem seven, hem de sevilen olan Tanrı’ya Bir’lik içinde kul olmak gerek. Er olmadan erenler olmaz. Eren olmadan ermiş olunamaz.

Bu Ayın Konusu: Sevgi ve Aşk

Bırakabilmek ile el eledir. Başı ve sonu sevgidir. Gerçek aşk kutsaldır, yalnızca Tanrı’yla birlikte Tanrı’ya olur. Sevgi ise üç aşamalıdır. Son aşaması aşkın arkasındadır. Bırakmayı bıraktıktan sonra çıkar. Sevginin ilk basamağı dünyayı sevmektir, ikinci basamağı süzüg alanı (âhireti, mânevi alanı) sevmektir. Bunları bırakabildiğimiz zaman aşkın kapısı aralanmaya başlar. Aralanan kapının ardında birçok perdeler yarattığımız sahte Tanrıları sergiler. Bu perdeleri indirince Allah’ın Güzelliği bizi aydınlatmaya başlar. İşte bu Güzellik, doğanın içinde, insanlığın arasında göründüğü zaman bize ahengin kanatları, sevgi’nin zirvesine ulaştırır.

“Kadın, Allah’ın nûrudur. Erkeklere çekici hâle getirilen arzularının – kadın aşkıdır. Sadece aşkı aklımı alan ve beni kül eden bir bana şifa olabilir.

Eğer biçimlere takılı kalıyorsanız, siz puta-tapıcısınız. İzin verin görünmez biçim gelsin ve sizi biçimden alıp uzaklaştırsın… Biçimin ötesine geçin de anlama bakın.

Siz görülemezsiniz. Çünkü ruh, sizin yüzünüzü perdesiz görmeye dayanamaz… Evren Siz’in çekiciliğinizin güzelliğini sergiliyor! Hedef Siz’in güzelliğinizdir… Eğer sevmek sizin güzelliğiniz için değilse var oluş aynasına nasıl dikkatimi vereyim.”

SİM-YA BİLGELİĞİ VE ASTROLOJİ

Sim-ya bilgeliği, Arapça al-kîmîyâ, Latince alchemy olarak bilinen altın yapma ilmidir. Atalarımız bu bilgeliğe ayrıca Raça Saştr adını da vermişler. Bu sözcüklerin kökü, Uygur ve Akad Bra-Türkçe’lerine uzanır. “Sim”, kadim Uygur dilinde hem element hem de melek/meleke demektir; “ya” sözcüğü ise güç üreten, enerji ortaya çıkaran araç anlamına gelir. Bu sözcükler uzun bir tarih içinde Akad Bra-Türklerinin aracılığıyla, Arapça’ya önce sim-ya, sonra al-kimya olarak geçmiş.

Hint kültürü de aynı bilgeliği ile Uygur bölgesinden göç eden Aryanlar aracılığı ile öğrenip, ağır metallerden ilaç yapma işleminde kullanmışlar ve halende kullanmaktadırlar. Bratürkçenin Raça Şastr terimi Sanskritçe’de rasa sāstra olarak isimlendirilmiş. Hindistan’ın atom bombasını yapabilmesi de bu bilgeliği canlı tutabilmeleri ile ilgilidir.

Simya bilgeliğinde hem fizik hem de süzüg simler (element ve melekler) aracılığıyla dönüşüm (uruglanma, tranformasyon) söz konusudur. Yani, Hz. İnayet Han’ın söylediği gibi 2 çeşit altın vardır: Biri dışarıda bulunan altın, diğeri ise kadim simyacıların üzerinde çalıştığı altın. Mutluluğu arayan her ruh için de durum böyledir. Ya mutluluk kaynağını dışarıda arar, ya da eski dönem simyacıları gibi mutluluğu kendi içinde yaratır. Böylece, tıpkı bir simyacının kurşunu altına döndürmesi gibi, kişiliğini ve kalbini temizleyip saflaştırarak fizik ve süzüg bedenini Allah’ın tapınağı olmaya daha uygun bir hale getirir. Bu şekilde o kalpten artık ilahi ışık yansımaya başlar. Dışarıda altın bulmak yerine, kişinin kendisi altın haline gelir ki bu dünyanın altınından çok daha değerlidir.

Bu sunumda, Hz. İnayet Han’ın öğretileri doğrultusunda, simya ilmi ile kalbin nasıl üzerindeki çamurdan kurtarılıp saflaştırılarak ilahi nuru yansıtacağı 6 basamakta anlatılmaktadır. 2015-16 öğretileri yılında Ankara ve İstanbul’da Raça Saştr adı altında verilen bu konu, Pir Ziya’nın 2015 Sufi Kampı’ndaki dersleri ve kadim bilgelik içinde daha da derinleştirilip, astroloji ilmini de değinilmiştir.

Bu Ayın Konusu: Kara Kundiz Safhası

Güneş’in en-Nûr isminin etkisi ile kişinin kendisi güne-eş olur. Bu safha da kişi tek şavk içinde kendisinin de Onun ışığı ile parıldadığını fark eder. Demir altın olur. Bu kişinin Qara Kun’a yani Gizli Hazineye eş duruma gelmesidir. Kişi artık Tanrı’nın ona verdiği elçilik görevini aynen uygulamaya başlar. Artık yaradılıştaki yörüngesinde seyretmekte, etrafını aydınlatmaktadır. Kendinden geçip, her an Güneş gibi yeniden doğmasını öğrenmiştir…

10.00 – 10.30     Nefes, Yükünç (Ücretsiz)

10.30 – 12.30     Gizli Hazinenin Peşinde

Sevgi ve Aşk

 

12.30 – 13.30    Yemek Arası

13.30 – 14.00 Nefes, Yükünç (Ücretsiz)

14.00 – 15.30 Simya Bilgeliği ve Astroloji

Kara Kundiz Safhası

 

15.30 – 16.00 Ara

16.00 – 17.00 Simya Bilgeliği ve Astroloji

Kara Kundiz Safhası

 

Bilgilendirmeler:

-Tüm Gün Eğitim Ücreti: 225 TL (Yemek Dâhil)

-Üyelere Kademeli İndirim Miktarı: 25 – 125 TL

-Tek ders katılım ücreti: 150 TL

-“Yükünç – Nefes” eğitimlerimiz ücretsizdir.

 

-Ödeme zorluğu olanlarla iş takası yapılarak ödeme kolaylığı sağlanabilir.

Konu ile ayrıntılı bilgi almak için lütfen Vakfımızı arayınız.

 

GİZLİ HAZİNENİN PEŞİNDEKİ SOHBETLER

2016-17 Eğitim yılı içinde, Hz. İnayet Han’ın öğretilerinin doğrultusunda; Ayda bir Ankara ve İstanbul’da aşağıdaki konuları tek tek sohbet havası ve kadim bilgelik içinde hep birlikte kavramaya çalışacağız. Bu öğreti de Pir Vilayet İnayet Han’ın “Ermişlerin Sohbet Halkası” eserindeki konuları esas alacağız.

Bu sohbetlerde kadim bilgeliğin gizemine ışık tutacağız. Böylece ak ile karanın Bratürk anlayışındaki önemini kavrayacağız. Akın akmadan ak olamayacağını- yani bırakmadan aydın olunamayacağını kavrayacağız. Ardından da kavrulmadan karanlığın içindeki ışığı göremeyeceğimizi fark etmeye başlayacağız.

Aşk şarabını içebilmek için aşık olmak gerek. Aşkı yaşayabilmek için kalbin dönmesi gerek. Bunun içinde hem seven, hem de sevilen olan Tanrı’ya Bir’lik içinde kul olmak gerek. Er olmadan erenler olmaz. Eren olmadan ermiş olunamaz.

Bu Ayın Konusu: Sevgi ve Aşk

Bırakabilmek ile el eledir. Başı ve sonu sevgidir. Gerçek aşk kutsaldır, yalnızca Tanrı’yla birlikte Tanrı’ya olur. Sevgi ise üç aşamalıdır. Son aşaması aşkın arkasındadır. Bırakmayı bıraktıktan sonra çıkar. Sevginin ilk basamağı dünyayı sevmektir, ikinci basamağı süzüg alanı (âhireti, mânevi alanı) sevmektir. Bunları bırakabildiğimiz zaman aşkın kapısı aralanmaya başlar. Aralanan kapının ardında birçok perdeler yarattığımız sahte Tanrıları sergiler. Bu perdeleri indirince Allah’ın Güzelliği bizi aydınlatmaya başlar. İşte bu Güzellik, doğanın içinde, insanlığın arasında göründüğü zaman bize ahengin kanatları, sevgi’nin zirvesine ulaştırır.

“Kadın, Allah’ın nûrudur. Erkeklere çekici hâle getirilen arzularının – kadın aşkıdır. Sadece aşkı aklımı alan ve beni kül eden bir bana şifa olabilir.

Eğer biçimlere takılı kalıyorsanız, siz puta-tapıcısınız. İzin verin görünmez biçim gelsin ve sizi biçimden alıp uzaklaştırsın… Biçimin ötesine geçin de anlama bakın.

Siz görülemezsiniz. Çünkü ruh, sizin yüzünüzü perdesiz görmeye dayanamaz… Evren Siz’in çekiciliğinizin güzelliğini sergiliyor! Hedef Siz’in güzelliğinizdir… Eğer sevmek sizin güzelliğiniz için değilse var oluş aynasına nasıl dikkatimi vereyim.”

SİM-YA BİLGELİĞİ VE ASTROLOJİ

Sim-ya bilgeliği, Arapça al-kîmîyâ, Latince alchemy olarak bilinen altın yapma ilmidir. Atalarımız bu bilgeliğe ayrıca Raça Saştr adını da vermişler. Bu sözcüklerin kökü, Uygur ve Akad Bra-Türkçe’lerine uzanır. “Sim”, kadim Uygur dilinde hem element hem de melek/meleke demektir; “ya” sözcüğü ise güç üreten, enerji ortaya çıkaran araç anlamına gelir. Bu sözcükler uzun bir tarih içinde Akad Bra-Türklerinin aracılığıyla, Arapça’ya önce sim-ya, sonra al-kimya olarak geçmiş.

Hint kültürü de aynı bilgeliği ile Uygur bölgesinden göç eden Aryanlar aracılığı ile öğrenip, ağır metallerden ilaç yapma işleminde kullanmışlar ve halende kullanmaktadırlar. Bratürkçenin Raça Şastr terimi Sanskritçe’de rasa sāstra olarak isimlendirilmiş. Hindistan’ın atom bombasını yapabilmesi de bu bilgeliği canlı tutabilmeleri ile ilgilidir.

Simya bilgeliğinde hem fizik hem de süzüg simler (element ve melekler) aracılığıyla dönüşüm (uruglanma, tranformasyon) söz konusudur. Yani, Hz. İnayet Han’ın söylediği gibi 2 çeşit altın vardır: Biri dışarıda bulunan altın, diğeri ise kadim simyacıların üzerinde çalıştığı altın. Mutluluğu arayan her ruh için de durum böyledir. Ya mutluluk kaynağını dışarıda arar, ya da eski dönem simyacıları gibi mutluluğu kendi içinde yaratır. Böylece, tıpkı bir simyacının kurşunu altına döndürmesi gibi, kişiliğini ve kalbini temizleyip saflaştırarak fizik ve süzüg bedenini Allah’ın tapınağı olmaya daha uygun bir hale getirir. Bu şekilde o kalpten artık ilahi ışık yansımaya başlar. Dışarıda altın bulmak yerine, kişinin kendisi altın haline gelir ki bu dünyanın altınından çok daha değerlidir.

Bu sunumda, Hz. İnayet Han’ın öğretileri doğrultusunda, simya ilmi ile kalbin nasıl üzerindeki çamurdan kurtarılıp saflaştırılarak ilahi nuru yansıtacağı 6 basamakta anlatılmaktadır. 2015-16 öğretileri yılında Ankara ve İstanbul’da Raça Saştr adı altında verilen bu konu, Pir Ziya’nın 2015 Sufi Kampı’ndaki dersleri ve kadim bilgelik içinde daha da derinleştirilip, astroloji ilmini de değinilmiştir.

Bu Ayın Konusu: Kara Kundiz Safhası

Güneş’in en-Nûr isminin etkisi ile kişinin kendisi güne-eş olur. Bu safha da kişi tek şavk içinde kendisinin de Onun ışığı ile parıldadığını fark eder. Demir altın olur. Bu kişinin Qara Kun’a yani Gizli Hazineye eş duruma gelmesidir. Kişi artık Tanrı’nın ona verdiği elçilik görevini aynen uygulamaya başlar. Artık yaradılıştaki yörüngesinde seyretmekte, etrafını aydınlatmaktadır. Kendinden geçip, her an Güneş gibi yeniden doğmasını öğrenmiştir…

ilgili haberler